Beslenme Psikolojisi: Ne Yediğin Değil Nasıl Yediğin

“Önemli olan ne yediğin değil, nasıl yediğin” desem!

Beslenme günümüzün en ilgi çeken konusu olunca psikolojik açıdan ele almanın vakti geldi de geçiyor diyerek bir takım bilgi paylaşımları yapmanın ilgilenenlere faydalı olacağını düşündüm.

Psikolojik açıdan derken içinde biraz bilimsel terimler mevcut çünkü başrol beyin ve onun nasıl çalıştığından bahsetmemek olmaz. Öncelikle beyin, omurilik ve sinirler arasındaki bilgi aktarımı, zihin ve sindirim organları arasında bir iletişim ağı oluşturan pek değerli yapımız. Bu hikâyede örneğin, bir dilim pizza yemek üzeresin. Beyin korteksinde o pizzaya yönelik bir tutum oluşuyor yani senin düşüncelerin ve duyguların. O andan itibaren oluşan bilgi limbik sisteme iletiliyor. Limbik sistem dediğim de, duygu ve fizyolojik fonksiyonların (açlık, susuzluk, ısı, cinsellik, nabız ve kan basıncı) regülasyonundan sorumlu. Limbik sistemle birlikte hipotalamus zihin aktivitelerini beden ile bütünleştirir. Kısaca, duyguları ve düşünceyi alıp bu bilgiyi fizyolojik tepkiye çevirir.

Hikayeye dönecek olursak, eğer o pizza dilimini büyük bir iştahla ve keyifle yiyorsan, hipotalamus bu pozitif girdileri parasempatik sistem üzerinden tükürük bezIeri, yemek borusu, mide, bağırsaklar, pankreas, karaciğer ve safra kesesine aktivasyon sinyalleri şeklinde iletir. Bu şekilde sindirim uyarılır ve vücutta pizzanın kalorisinin yakılması için etkili bir metabolik faaliyet oluşur.

Eğer o pizzayı yerken kendini suçluyor ya da yargılıyorsan, hipotalamus bu negatif girdiyi alıp otonomik sinir sistemine o yönde sinyaller gönderir. Bunun sonucunda yediğin pizzay tam anlamıyla metabolize edilemez ve sindirim sisteminde uzun süre konaklama imkanı yakalar ki bu hayra alamet değildir. Çünkü bu durum sağlıklı bakterileri azaltırken toksik salınımını artırır. Dahası sinir sistemindeki engelleyici sinyaller yükselen insulin ve kortizol sonucunda kalori yakımını azaltır.

Buradan çıkartılan sonuç, yenen yiyecek üzerindeki duygu ve düşünce merkezi sinir sistemi üzerinden vücutta etkili oluyor. Yani yediğin her ne ise fiziksel boyuttaki etkisi besin değeri ile sınırlı kalmıyor, duygu ve düşüncelerine göre ya en iyi şekilde fayda sağlıyorsun ya da yağ olarak depolama süresini arttırıyorsun. Ne yersen ye mutlu ye!

Not: Burada anlatılanlar, “mutlu” bir şekilde sonsuz pizza dilimi yiyip zayıf kalabileceğiniz izlenimi yaratmasın lütfen. Ama ufak kaçamaklar için üzülüp pişman olmayın daha zararlı çıkarsınız.

Bonus bilgi: Beyin gerçek/somut stres ile hayali stresi ayırt edemiyor. Örneğin, eğer bir odada mutlu bir şekilde otururken kötü anıları düşünmeye başlarsan strese girersin ve bu durum vücuttaki kan basıncını arttırır ve devamında sindirim fonksiyonlarını yavaşlatır.

Dilara.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s