Olaylara yüklediğimiz anlamlar: Ne değişebilir, ne değişemez ?

Bizi diğer canlılardan ayıran ve biricik kılan şey sahip olduğumuz duygularımız. Yaşanan olaylar karşısında bazen kırmızı hissederken bazen yeşil hissediyoruz. Yani, bu duygular zaman içerisinde değişiyor ve bazen buna biz bile şaşırıyoruz. Hatta kimi zaman bunu “artık büyüdüm” ya da “ben değiştim” gibi cümlelerle açıklıyoruz. Peki olay aynı kalırken duygularımız nasıl değişiyor ?

Biz insanlar doğamız gereği birer yorumcuyuz. Diğer bir değişle düşünüyoruz ve olaylara anlam yüklüyoruz. Yüklediğimiz anlamlar doğrultusunda çeşitli duygular yaşıyoruz. Fakat, düşüncelerimizin sorumluluğunu almaktan korktuğumuz için duygularımızı açıklarken  karşımızdakini suçluyoruz.

“Başkalarının yaptıkları benim düşünmeme neden olur, neyi düşüneceğime değil !”

Bizler birer birey olarak hislerimizi ve duygularımızı tamamen karşı tarafa yükleme eğilimindeyiz. Başkalarının yaptıkları şeylerin duygularımızı ve davranışlarımızı değiştirdiğine inanırız. Bunu çok basit örneklerle açıklamak istersek de karşımıza farkında olmadan günlük hayatta en çok kullandığımız cümleler çıkar. “Beni kızdırdın!”, “Beni delirtiyorsun!”, “Bu olanlar beni çıldırttı!” ve tıpkı şu an olduğu gibi aklınıza gelen bir sürü başka örnek. Hatta bazen kendimizi “Benim bunları yaşamamam için onun değişmesi gerek.” düşüncesi içerisindeyken buluruz. Yani her şey çevre ile alakalıdır ve bir şeylerin değişmesi için önce o çevrenin değişmesi gerekir.

Peki çocuklar ?

Anneler çocuklarını büyütürken ağızlarından en çok dökülen cümledir: Beni çok üzüyorsun. Bu cümlenin niyeti hiçbir zaman kötü değildir aslında. Ancak farkında olmadan dilimizden dökülen bu kelimelerin ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin edemeyiz. Bir çocuğu yetiştirirken en çok dikkat etmemiz gereken şeyin kullandığımız “dil” olduğunu anlamamız gerek.

Çocuğa yönelik kelimeler ağzımızdan dökülürken genelde o an yaşanmakta olan “olay” için yorum yapıyor oluruz. Ancak ağzımızdan dökülen cümlelerin hepsi çocuğun varlığına yönelik söylenmiş şeyler olur. Beni kızdırıyorsun! demek yerine “Bu yaptığın şeye çok kızdım.” diyerek hem etkili bir dil kullanabiliriz hem de çocuğun yapmış olduğu davranışı fark etmesine yardımcı oluruz. Davranışın tekrarlanmamasını sağlamak için kullanılacak en sağlıklı yol çocuğa bunun mesajını doğrudan verdiğimizde gerçekleşir.

Çocuklara duygularının sorumluluğunu almayı öğretebilmek için onlara bu sorumluluğu alabildiğini gösteren rol modeller olmamız gerçekten çok önemli.

Ceyda.

Not: Prof. Dr. A. Kadir Özer’e saygılarımla.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s